YAYINLAR

Köşe Yazıları

02.01.2016

Varlıkta birliği bulmak, Alemde dirliği tesis etmenin en önemli koşullarındandır…

Alem kusursuz bir örgütlenmenin en güzel örneğidir. Allah (cc) yarattığı her varlığı yaratılışına uygun

bir şekilde örgütlemiş – görevlendirmiştir. Her hangi bir varlığın kendi görevinin dışında diğer

varlıklarla ne tür bir ilişkisinin olması gerektiği bilgisi o varlıkta mündemiç kılmıştır. Bu düzen ve

intizam içinde on sekiz bin alemde bulunan her varlık üzerine düşün görevi Allah’ın onlara takdir ettiği

sorumluluğu yerine getirerek Allah (cc)’ı zikrederler. Varlığın zikri aslına uygun olarak varlığını

sürdürmesidir. Örneğin Güneş; Doğar ve batar, gece ve gündüzü…

DEVAMI
11.11.2015

Suriye ve Türkiye, Antep ve Halep, bugün ayrı ülkeler, ayrı şehirler olarak tanımlanan ama çok değil üç nesil geriye gidildiğinde bir bütünün parçaları olan kadim beldelerdir. Suriye ile Türkiye arasında hukuk oluşturan birden çok neden vardır. Başta İslam kardeşliği, sonra akrabalık ve nihayet komşuluk hukuku iki ülke arasında kadim bağların olduğunu gösteren sosyal bağlardır.

Çok değil yüz yıl geriye gidildiğinde; Sayces ve Picot adında biri Fransız diğeri İngiliz iki yeni yetme mühendisin toprağımıza çizdiği sınırlar ile İngiltere ve Fransa Osmanlı topraklarının bir kısmını paylaşmış ve kendilerine bağımlı…

DEVAMI
04.12.2015

Malumunuz üzere Mart 2011 tarihinde Suriye’de başlayan özgürlük harekâtı kısa

zamanda ülkenin her tarafına yayıldı ve yüreğinde özgürlüğün tohumunu taşıyan her bireyi

harekete geçirdi. Bu kalkışma elbette soylu ve onurlu bir kalkışmaydı; Suriye’de yaşanan

zulüm, adaletsizlik, yılların getirdiği sindirme politikası, azınlığın çoğunluğa karşı

tahakkümü, ülke kaynaklarının adaletsiz dağılımı ve belli başlı ailelere peşkeş çekilmesi,

halkın geçmişi ile olan bağlarının koparılması, farklılıkların ve düşüncenin engellenmesi,

seküler zihniyetle yeni bir Arap “ulusunun” oluşturulmaya çalışılması vb. birçok uygulama

Suriye halkı üzerinde inanılmaz bir baskı oluşturmuştu ve bu baskı halkı bir yere kadar

DEVAMI
22.12.2015

Hz. Ali’nin meşhur ifadesidir; “Çocuklarınızı sizin yaşadığınız çağa göre değil kendi

yaşayacakları çağa göre yetiştiriniz.“ bu öğüt bize eğitimde basiretin ve ileri görüşlülüğün önemini çok

iyi anlatmaktadır. Zaman çok hızlı akmakta ve insanoğlu hızlı akan bu zamana sürekli bir şeyler

katmaktadır. İnsanlığın ortak birikimi zamanın ruhunda birleşerek yarınları oluşmasına katkılar

sağlamaktadır. Bunun farkına varabilen eğitimciler sürecin getirdiklerini gözlemleyerek geleceğin

öğrencilerine ne tür sürprizler yapabileceğine dair fikir sahibi olabilir ve buradan hareketle de eğitim

öğretim faaliyetlerine şekil verirler. 2011’den buyana 2 milyonu aşkın Türkiye’de olmak üzere

dünyanın dört bir yanına…

DEVAMI
02.01.2016

Biz yangında koşuyu kaybeden atlarız

Biz kirli ve temiz çamaşırları

Aynı zaman aynı minval üzere katlarız

Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız

(Sezai Karakoç)

Uzun Soluklu Yürüyüşler Ciddi Planlamalarla Mümkün Olabilir.

Gündelik hayatımızda da sıkça rastladığımız bir döngü vardır. Sabah evinizden çıkmadan

önce eğer iyi bir planınız varsa birden çok işi bir güne sığdırabilirsiniz. Eve döndüğünüzde ise

planladığınız işlerin hemen hemen hepsini yapmış olmanın verdiği huzur ile günün

muhasebesini yapıp bir sonraki şafağa gözünüzü dikersiniz. Fakat evden çıkarken her hangi

bir planınız yoksa sokağa adım attığınız andan itibaren…

DEVAMI
08.03.2016

 

Suriye’nin Sözünü Kim Söylüyor!...

Beş yıl sistemli düzenli planlı ve programlı bir çalışma için oldukça uzun bir zamandır. Ancak dağınık,

günübirlik ve rastgele bir gidişat için göz açıp kapayıncaya kadar geçecek bir zaman dilimidir. Suriye

direnişi 2016 Mart ayı itibariyle beşinci yılını dolduruyor. Bu günlerde başımızı ellerimizin arasına alıp

ciddiyetle bir muhasebe yapmanın zamanıdır.

Başladığı günden itibaren “6 ay içerisinde bu direniş neticeye ulaşır ve zalimler zulümlerine boğularak

gider” düşüncesiyle kısa vadeli bir beklenti içerisine girdik. Ama gelinen noktaya baktığımız zaman

hiçte beklenen gibi olmadı. Muhtemel netice ile ilgili…

DEVAMI
11.05.2016

Batı, ABD ve Rusya gelinen süreçte Suriye’yi İslam ülkelerinin kronik bir hastalığına

dönüştürmek istiyor. Dikkat edecek olursanız bu senaryoda Esad yok çünkü Esad

artık Suriye’de yaşanan savaşla ilgili hiçbir şekilde söz sahibi değildir. Bu topraklarda

verilen mücadele yedi düvele karşı verilen bir diriliş mücadelesidir. Suriye’de hala

özgürlüğe inanan ve ne pahasına olursa olsun topraklarına sahip çıkan erler oldukça

bu mücadele de devam edecektir.

Irak ve Suriye ile birlikte tüm İslam ülkelerinin başına bela edilen terör örgütleri batıda

beslenen islamofobi anlayışına referans olarak gösterilmeye devam edilmektedir.

Gâvurlar her alanda külli…

DEVAMI
06.06.2016

İçinde yaşadığımız dönem tarih kitaplarında okuduğumuz dönemlere çok benziyor. Zira tarih

kitaplarında savaşlar, barışlar, yeni kurulan devletler, yıkılıp kaybolan imparatorluklar,

kurulan medeniyetler, yaşanan önemi değişiklikler kritik dönemler, zor ve ilginç zamanlar

anlatılır. Yazılmaya değer olan tarihi olaylar içinde çok fazla ölümün olduğu, çok büyük

kahramanlıkların yaşandığı, çok değerleri eserlerin ortaya konulduğu, büyük yıkımların ve

büyük inşaların olduğu dönemlerdir. Tarihi şahsiyetler ise söz konusu bu büyük olayların

öncülüğünü yapan öcü şahsiyetlerdir. Bu öncü şahsiyetlerin hiç biri yalnız değildir ama tarih

yalnız onları yazar…

Biraz kendimizi zorlayalım ve gelecekten bu güne…

DEVAMI
13.06.2016

İnsanın hızlı akan hayatını yavaşlatması ve dinginleşerek muhasebeye girişmesi gereken bir

ay… gerek madden gerekse de manen bedenin sükunete ermesi, rutin alışkanlıkların terk

edilmesi ve yıl içerisinde kendimiz için oluşturduğumuz standartların dışına çıkmaktır

Ramazan. Ancak rutinin dışına çıkabildiğimiz zaman, durduğumuz yeri daha doğru

değerlendirebiliriz. Rutinin dışına çıktığımız zaman bakış açımızı değiştirebiliriz.

Yürüdüğümüz yolu, birlikte olduğumuz yoldaşlarımızı, hedeflerimizi başarılarımızı ve

kayıplarımızı sorgulamak, muhasebe etmek, değerlendirme yapmak alışkanlıklarımızı bir

tarafa bırakarak farklı bir gözle bakabilmeyi gerektirir. Ramazan bize bu fırsatı sunan

mübarek bir aydır. Yeme içme, uyuma, çalışma rutinlerimiz değişir. Görüştüğümüz…

DEVAMI
19.06.2016

Yaşadığımız dönem çok hızlı değişimlerin yaşandığı acayip olayların olduğu akıl almaz dediğimiz

şeylerin aklımızla alay edercesine yaygınlaşıp toplum nazarında karşılık bulduğu bir dönem. Bu

dönemde en çok aklımıza dikkat etmeliyiz. Zira en büyük sermayemiz budur.

Hangi ortama gitsek ilgili ilgisiz, bilen bilmeyen herkes bizlere ne olacak bu Suriye meselesi diye

sormadan edemiyor. Haklı olarak insanlar inanacağı ve kısmen de olsa tatmin olacağı bir cevap

umuduyla soruyor bu soruyu. Ancak cevap o kadar zor ki…

Suriye meselesi başta dünya beşli çetesi olmak üzere birçok ülkenin kirli emellerini test edeceği bir

DEVAMI
09.07.2016

Yaşadığımız topraklar tarihin derinliklerinden bu güne kadar medeniyetlerin doğup öldüğü,

devletlerin kurulup yıkıldığı en merkezi yerlerden birisidir.

Semerkant, Buhara, Bağdat, Şam, Kahire ve İstanbul… bu şehirlerden gelip geçen insanlar,

doğup ölen hayatlar nasıl olurda ırkçı söylemlerin ve eylemlerin pençesinde varlık yokluk

savaşı verir hale gelir aklım almıyor. Farklı dinlere, farklı gelenek ve göreneklere, farklı

mezheplere, farklı etnik gruplara yüz yıllarca beşiklik etmiş bu toprakların ırkçı söylem ve

eylemlerle tarumar edilmesi tarihimizle birlikte geleceğimizin de istila edilmesi anlamına

geliyor aslında…

Bugün Türkiye’de Ege ve Marmara bölgesinde balkan göçmenleri, Karadeniz Bölgesinde

DEVAMI

İslam coğrafyalarında dolaşan kirli eller sonunda açıktan

Türkiye’ye de uzandı. Bu kirli eller son iki yüz yıldan beri

bu toprakları karıştırıyor. Her uzandığından biraz

canımızdan biraz malımızdan biraz geçmişimizden ve

biraz da geleceğimizden alıp götürüyordu… ancak bu

defa durum çok farklı oldu. Uzanan kirli eller milletin

iradesine takıldı. Millet uzanan kirli elleri de o ellerin

bağlı olduğu gövdeyi de görerek bu defa dur dedi.

1960 yılından beri her on yılda bir sokağa çıkan tanklar

ellerinde başbakanlık, cumhurbaşkanlığı devletin kritik

makam ve mevkileri gibi ganimetlerle yeniden kışlalara

dönerdi. Bu defa…

DEVAMI

Tarih, okuduğumuz kitabın sayfalarını çevirdiğimiz gibi hızlı şekillenmiyor. Esaslı bir tarih

kitabının bir sayfasında okuduğumuz tarihi bir olay belki de 50-100 yılı kapsayan olaylar

yumağından süzülüp sayfalara dökülen bilgilerdir. Biz yüz yılı bir dakikada okur geçeriz.

Tarihi değeri olan veya tarihçilerin dikkatine takılan olaylarla anılır o yüz yıl ve arada

görünmeyen kaybolan ve tarihin gizemli karanlığında kalan yığınlarca yaşanmışlık vardır

mutlaka…

Sözüm o ki tarih yazmak, tarihte yazılası bir dönem yaşamak öyle bu günden yarına olan bir

şey değildir. Yüzlerce yıl eskitir dünyayı birkaç savaş birkaç barış yaşanır devletler…

DEVAMI

Yaşadığımız topraklarda hak ile batılın sınır tanımayan mücadelesine şahitliğimiz sürüyor.

Türkiye’de %50 oy alarak iktidara gelen Ak Parti hükümeti ve Türkiye halkı başarısız bir darbe

girişimine maruz kaldı. Darbenin faili; Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ), Azmettiricisi; CIA ve NATO

yapılanması, Lojistik ve psikolojik destekçisi Avrupa olduğu açık bir şekilde görülmektedir. Siyasi

iradenin basiretli dik duruşu ve milletine olan güveni, milletin gönüllerine işlemiş bin yıllık irfani

geleneği hain darbe girişimini kısa sürede bastırmayı başardı. 15 Temmuz milli iradenin sembolü olarak

Türkiye tarihinde kritik bir dönüm noktası oldu.

Öncelikle…

DEVAMI
08.11.2016

Geçmişimizi, çocukluğumuzu, anılarımızı, evlerimizi, evlatlarımızı, babamızı kardeşimizi annemizi dostlarımızı,

sevdalarımızı aşklarımızı bırakıp, yanımıza onurumuz ve iffetimizden başka bir şey almadan çıktığımız yolculukta

geri dönüşün, fetihle geri dönüşün kapıları aralanmaya başladı. Yollar yeniden aşkımıza sevdamıza, anılarımıza,

tarihimize, geçmişimize ve geleceğimize hasılı; Suriye’mize kıvrılıyor…

Cerablus’tan açılan kapı, uğruna canlarımızı kanlarımızı verdiğimiz topraklarımıza yüz sürebilmek için onurumuz

iffetimiz ve özgür yüreklerimizle yürüyeceğimiz yeni bir sürecin habercisi. Cesur yürekli özgürlük savaşçılarımızın

Türk Askeri koordinasyonuyla Cerablus’ta oluşturduğu güvenli bölgeye sahip çıkma zamanıdır. Silahtan arındırılan

bölgelerin Suriye’nin gerçek sahibi Suriye halkı tarafından sahiplenilmesi ve hızlı…

DEVAMI
30.11.2016

Suriye’de özgürlük mücadelesinin ilk başladığı yıl Türkiye’ye gelen ve bir arayış içerisinde olan Suriye halkı

geldiğimiz gün itibariyle geriye dönüp aradığı şeyin bugün bulduğu şey olup olmadığını gözden geçirmesi gereklidir

ve önemli bir muhasebe ile yeni konjonktürde yolunu çizmelidir.

Bugün Türkiye’de bulunan Suriyeli kardeşlerimiz gelirken arkalarında çok kıymetli maddi ve manevi servetlerini,

terekelerini bırakarak geldiler. Bu geliş yeniden dönüşe yeniden doğuşa gebe çok sancılı bir gelişti. Ailelerin bir

kısmı orada kalırken bir kısmı yollarda ayrıldı ve bir kısmı ancak Türkiye’ye ulaşabildi. Türkiye’ye gelen her

kardeşimizin gözünde yeniden döneceğiz ve…

DEVAMI

 

Görünür veya görünmez, açık ya da gizli bütün uluslararası

manipülasyonlar, isimleri farklı olsa da aynı masadan yönetilen

terör örgütlerinin başarısız darbe girişimleri, ekonomik

ve siber saldırıları hain ve kahpe terör saldırılarına

rağmen millet olarak dik durmayı başaran ve bölgede her geçen gün

güçlenen Türkiye Cumhuriyeti Fırat Kalkanı harekâtı ile bu topraklarda

hesabı olan bütün devletlerin kalbine korku salmaya başladı.

Suriye halkına yıllardır kan kusturan fiilen Rusya, İran ve Esat güçlerinin,

perde arkasında siyaseten ise İngiltere, ABD, Almanya ve

bu niyette diğer Avrupa ülkelerinin;bölge dinamiklerinden dirilen ve

kısa sürede bölge…

DEVAMI

Bu topraklar tarihin yazıldığı, insanlığın geçmişten geleceğe kendini

bulduğu topraklardır. Yüz binlerce yıldır irili ufaklı göçlere yol olmuştur

bu topraklar. Her milletten insana yurt olmuştur. Medeniyetler

doğmuş medeniyetler batmıştır. İnsanlığın ufku bu topraklardan açılmıştır.

Tarih bu topraklarda yazılmış gelecek bu topraklarda kurgulanmıştır.

Bizler de bugün yeni bir tarihe şahitlik ediyoruz. Yeni bir geleceğin doğuşuna

yeni bir ufkun doğuşuna şahitlik ediyoruz.

Elbette hiç bir doğum sancısız olmaz, hiç bir nimet külfetsiz olmaz, hiç bir

kazanç emeksiz olmaz. 2016 yılı oldukça zor bir yıldı. Hem Suriye için hem

DEVAMI

Zaman nasılda geçiyor diye başlamak adettendir yıl

dönümü konuşmalarında yazılarında ve mesajlarında…

ama sevgili dostlar bu yıl öyle “nasıl da geldi geçti hiç

fark edemedik” diyebileceğimiz bir yıl değildi. Zira yılın

nasıl geçtiğini fark edememek bir yönüyle ciddi bir zafiyet,

dalgınlık ve duyarsızlık olmaz mı! Tarihin dönüm noktası olan

bir dönemi yaşarken her anın kıymetli olduğu, her olayın dikkat

ve rikkatle izlenmesi gerektiği, her günün bir ömür her ömrün

bir gelecek olduğu aşikar değil midir.

2016 tarihte önemli bir yıl olarak yazılacak elbette lakin tarihi

biz…

DEVAMI
06.02.2017

Suriye için Bir gelecek inşa edilmeye çalışılıyor. Bu süreçte rol alan taraflara dikkatle bakmak gerekiyor. Söylenen

her sözü kulak kabartarak dinlememiz ve yazılan her metni altını çizerek okumamız lazım. Zira bizden bahsediyorlar.

Suriye halkının geleceğinden bahsediyorlar. Suriyeli çocukların, gençlerin ve kadınların geleceğinden bahsediyorlar.

Bugün özgürlük mücadelesi veren yiğit adamların zürriyetinin geleceğini konuşuyorlar. Kulak vermemiz ve dikkat

kesilmemiz gerekiyor.

Cephede olanlar sorumluluklarını yerine getirmeye devam ederken masada olanların gözlerini dört açması

gerekiyor. Bir de masada ve cephede olmasa da her iki tarafı da izleyen gerektiğinde yönlendiren ikaz eden ve

destekleyen…

DEVAMI
14.02.2017

Tarihin dönüm noktalarından birini yaşıyoruz, şimdilerde olup bitenleri doğru anlayabilmek için görünenden ziyade

görünmeyeni ve gizleneni görmek, söylenenden çok söylenmeyeni ve ima edileni anlamak, yazılandan çok satır

aralarına gizlenenleri fark etmek gerekiyor. Rikkat ve hassasiyetimiz oranında aldatılmaktan kurtulabiliriz. Olgu ile

algı arasındaki uçurum her geçen gün derinleşiyor. Sanal yollarla görsel işitsel ve yazılı medya kanalları ile

yürütülmeye çalışılan algı operasyonları minimum düzeyden maksimum seviyeye kadar her alanda ve her olayda

kullanılan “doğal” bir yönteme dönüşüverdi.

Bu çirkinliği görmeden bu aldatma ve manipülasyon oyunlarını anlamadan doğru okumalar ve doğru

değerlendirmeler…

DEVAMI
25.03.2017

2011 yılından beri bölgemizde yaşanan iç savaşlar ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan göç hareketliliği ulus devlet

anlayışı ile birbirinden koparılan halkların yeniden uyum ve entegrasyonunu beraberinde getirmektedir. Bunun

karşısında batı topraklarında ikinci dünya savaşından sonra oluşturulan “birlik” anlayışı yeni ırkçı söylemlerin ve

benzer aşırı grupların gölgesinde kalmaya başladığını gözlemliyoruz.

Bu durumu tarihin tahterevallisinin “batı” için alçaldığının ve “doğu” için yükseldiğinin bir göstergesi olarak

yorumlayabiliriz. Bu tahterevallinin merkezi Türkiye topraklarına kurulmuş gibi görünüyor. Nitekim bölgemiz

üzerindeki hesaplar her geçen gün daha da kızışarak belirginleşiyor. Suriye’de yaşanan…

DEVAMI
04.04.2017

Türkiye tarafından 24 Ağustos 2016 tarihinde başlatılan Fırat kalkanı harekatı 29 Mart 2017 tarihi itibarıyla

sonuçlandırıldı. bu harekat kapsamında bugüne kadar; 2288’i ölü olmak üzere 2705 DAEŞ’li terörist etkisiz hale

getirildi, 322’si ölü olmak üzere 344 PKK/PYD(YPG) terörist etkisiz hale getirildi, Türk Hava Kuvvetleri tarafından

1972 hedef imha edildi, Harekâtın başladığı tarihten bugüne 3750 el yapımı patlayıcı ve 66 mayın etkisiz hale

getirildi, 2010+ km² alan DAEŞ’ten temizlendi ve 246 köy DAEŞ’ten kurtarıldı.

Bu harekat, dünyanın gözü önünde yapılamaz denilen bir işin vücut bulmasıydı adeta. Herhangi bir terör örgütü…

DEVAMI
17.04.2017

Başta Türkiye’nin bekası için ve bölgemizde geleceğe dönük atılacak yapıcı adımlar için kritik bir eşik olan 16 Nisan

referandum oylaması yapıldı. Bu referandum Türkiye için ne kadar önemliyse Suriye, Irak, Yemen, Tunus, Kuveyt

ve Katar için de o kadar önemliydi. Balkanlarda yaşayan Müslümanlar için, Türki Cumhuriyetler, Doğu

Türkistan’daki kardeşlerimiz, Bruma’daki mazlumlar için de oldukça kritik ve önemli bir referandum oylamasıydı.

Çünkü Türkiye Türkiye’den ibaret değildir…

Türkiye; Asya’da, Afrika’da, Avrupa’da kısaca yedi düvelde başta İslam ümmetinin mazlum ve mağdurları olmak

üzere insanlık dışı muameleye maruz kalan bütün insanlığın umudu olan…

DEVAMI
09.05.2017

Bugün Suriye üzerinde vuku bulan olayları anlamanın yolu bu toprakları, geçmişi, bu günü ve geleceğiyle birlikte

düşünmekten geçiyor.Halep bildiğimiz tarihin her döneminde insanlık için önemli bir bölge olmuştur. Yaklaşık yedi

bin yıldır insanlığın önemli merkezlerinden biri olan Halep mezepotamya, bereketli hilal, ipek yolu vb. İnsanlık tarihi

için önemli dönüm noktalarında hep adı geçmiş ve üzerinde bir takım hesaplar yapılmıştır.

Yavuz Sultan Selim’in 1516 Mercidabık zaferi ile Osmanlı topraklarına katılan Suriye toprakları Osmanlı tarihi

boyunca da her daim önemini hissettirmiş bir bölgeydi. Dünya tarihinin dönüm noktalarında her daim bu

topraklarda…

DEVAMI

Ömer Faruk KAVUNCU

 

2011 yılında Suriye topraklarında başlayan adalet ve özgürlük arayışına, zorba Baas rejiminin

vermiş olduğu zalimce tepki, Suriye halkının yurtlarından birer birer ayrılmalarını ve çeşitli ülkelere

iltica etmek zorunda kalmalarını beraberinde getirmiştir. Hemen yanıbaşnda yaşanan bu trajediye

kayıtsız kalmayan Türkiye, bin yıllık kardeşliğin neticesi olarak, kapılarını Suriyeli kardeşlerine ardına

kadar açmış ve zalim Esed yönetiminden kaçan insanlara kol kanat germiştir.

İlmin, kültürün, tarihin ve bilhassa kardeşliğin beşiği olan Suriye’de yaşananlar, halkın birçok

toplumsal ve iktisadi faaliyetini duraksattığı gibi, Suriye’nin geleceği olan…

DEVAMI

İnsanlık tarihinin en başından beri süregelen ve kıyamete kadar devam edecek olan hak ve

batıl mücadelesi çerçevesinde Müslümanlar, çeşitli imtihanlarla karşı karşıya kalmıştır. Bu

imtihanlardan biri de 1915 yılında İngiliz donanma birliklerinin Çanakkale Boğazı’na dayanarak İslam

ümmetine son darbeyi vurmak istemesidir. Ancak sonuç hiç de İngilizlerin hesapladıkları gibi olmamış

ve çeşitli coğrafyalarda yaşayan Müslümanlar, tek vücut oldukları takdirde neler yapabileceğini bir

kez daha dünyaya göstermiştir.

Çanakkale şehitliğini ziyaret edenler, Anadolu insanının yanı sıra, Afganistan’dan Yemen’e,

Suriye’den Filistin’e, İslam coğrafyasının birçok bölgesinden, İslam sancağını yeniden hakim kılma

DEVAMI

Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed’in, ilahi mesajı yaymakla

görevlendirilmesinden günümüze kadar İslam’ın geçirdiği dönemlere baktığımızda, İslam

davasının genellikle gençlerin omuzlarında yükseldiği görüyoruz. Henüz 18 yaşında bir genç

olan Erkam b. Ebi’l-Erkam’ın kabenin hemen yanındaki evini İslam davetine açması, daha 25

yaşında iken Muaz b. Cebel’in Yemen’e vali olarak görevlendirilmesi, 20 li yaşlardaki Üsame

b. Zeyd’in Mute savaşında Hz. Ömer ve Hz. Ebubekir gibi büyük sahabilerin de aralarında

bulunduğu bir orduya komutan tayin edilmesi, İslam’ın bir gençlik hareketi olduğunu açıkça

gösteriyor bizlere. Nitekim İhvan-ı Müslimin hareketinin…

DEVAMI

Değişim toplumların ortak kaderidir. Ancak bu değişimin hızı toplumların içerisinde

bulunduğu şartlara göre farklılık arz eder. İnsanlık tarihinde belki de en hızlı değişimin yaşandığı çağda

yaşıyoruz. Elbette bu değişim ve dönüşümü hızlandıran farklı öncüller olabilir. Fakat bunlar

içerisindeki en büyük payı iletişim teknolojisindeki gelişmelere vermek sanırım abartı olmaz. Zira

özellikle son çeyrek asrı baz aldığımızda internetin hayatımıza girmesi ile birlikte insani ilişkiler çok

farklı bir boyuta ulaştı. Sosyal medya dediğimiz anlık iletişimi kolaylaştıran platformun insan

hayatında ciddi bir yer edinmesi de insanlık tarihi boyunca hayal edilememiş…

DEVAMI

Toplumu dönüştürecek etkin bir düşünce ancak toplumu yakından tanıyan, içerisinde

bulunduğu toplumun bireylerinin hangi etkiye ne tür bir tepki vereceğini iyi bilen, mahalli ve küresel

ilişkilerdeki perde arkası olayları iyi tahlil edebilen ve bilgiyi en doğru şekilde kullanabilen bireyler

tarafından oluşturulur. Bu gerçekliği göz önünde bulundurduğumuzda görüyoruz ki; gerek vahye

dayalı yeni bir medeniyet oluşturma arzusu içerisinde olan ve İslam’ın toplumun bütününe hakim

olması için çaba sarf eden insanlardan oluşan örgütlü bir hareket şeklinde tanımladığımız İslami

Hareket’in paradigmasının oluşturulmasında, gerekse bu paradigmanın nesilden nesile çağın

ihtiyaçları…

DEVAMI

Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın;

Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.

Mehmet Akif Ersoy – İstiklal Marşı

2010 yılında, Tunuslu bir seyyar satıcı olan Muhammed Buazizi, tek geçim kaynağı olan sebze

tezgahının elinden alınmasını protesto etmek amacıyla, ülkesindeki sosyal adaletsizliğe tepki olarak

kendini ateşe verirken, belki de milyonları etkisi altına sokacak bir başkaldırı dalgasının fitilini

ateşlediğinin farkında bile değildi. Üniversite mezunu bir genç olmasına rağmen, bir türlü iş imkanı

bulamayan bu gencin gerçekleştirdiği söz konusu trajik olayın üzerinden çok geçmeden Lahsin Naci

adında bir…

DEVAMI

İddiası olan insanlar, içinde bulunduğu çağın getirdikleri ile yetinmeyip, çağlar üstü bir

mekanizmaya hasret duyan, çağı ileriye taşıyacak bir sözü olan dinamik zihinlerin sahipleridir. İnsanlık

tarihinin başından beri, kitleleri arkalarından sürüklemiş ve yeni bir sistem inşa etmeye yeltenmiş

aktörler, Batı felsefesinin ütopya, İslam düşüncesinin ise medine-i fâdıla olarak tarif ettiği bu olguyu

kendilerine hedef tayin ederek, medeniyet oluşturma yolunda gereken her türlü adımı cesaretle

atmaktan geri durmamışlardır. Zira medeniyet cesur toplulukların işidir. Hedefi olmayan ve belli bir

gelenekten beslenmeyen toplumlar, insanlığa adalet ve merhamet getirecek bir medeniyet

telakkisine de sahip olamazlar.İlkeleri ve idealleri olmayan, kısa ve uzun…

DEVAMI
01/01/2019

“Boynumuz ağrıdı batıya bakıp durmaktan! Üstelik batının mil çektiği gözlerle bakıyoruz batıya.. Niye? Neye baktığımızı bilmeden.. Ama artık yeter bayım! Yeni ve diri bir aşkınlıkla silkelenip yeni ve diri bir dostlukla birbirimize göz, kulak ve dil olmalıyız... Artık yeter!…” diyor Nuri Pakdil… Bizim batı karşısındaki edilgenliğimizi bu cümlelerle özetliyor Üstad. Özellikle son üç asırdır kendi geçmişimize yabancılaşarak, nereden gelip nereye gittiğimizi, ne hikayeler biriktirdiğimizi, medeniyetler tarihine neler kattığımızı bilmeksizin ciddi bir özgüvensizlik hastalığına tutulmuşuz. Batı’yı hep ulaşılması gereken nirvana olarak kabul etmişiz… Batı gibi…

DEVAMI
15/01/2019

21. yüzyılın dünyamıza kazandırdığı teknolojik gelişmeler her gün her yerde hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Değişime o kadar alıştık ki artık yeni şeylere şaşırmıyoruz. Bundan yüz yıl önce hayalini dahi kuramayacağımız imkânlara kavuşmamıza rağmen gelecekte bizi nelerin beklediğine dair fikirlerimiz oldukça sınırlı. Hâlbuki dünyaya egemen olma iddiası içinde olan ülkeler boş durmuyorlar. Yeni bir toplum inşası içerisinde olan bizler küreselleşmeyle birlikte bir köy halini alan dünyada muhtarlık yarışından geri mi duracağız?

Bugün sanayide ve üretimde “Endüstri 4.0” kavramı konuşuluyor. Çeşitli…

DEVAMI
01/03/2019

GELECEĞE HAZIRLIKLI MIYIZ? - 2

İnsanlık tarihinde var olmuş milletlerin ve medeniyetlerin ortaya çıkışında, gelişim ve çöküşünde, genç nesillerin ne derece mühim bir rol oynadığı bilinciyle geçtiğimiz yazımızda, gençlere kazandırılması gereken bir takım becerilerden bahsetmiştik. Aynı bilinç ve gayeyle gençliğin içerisine düştüğü buhranın doğru bir şekilde tanımlanması, içinde bulunduğu şartların ve maruz kaldıkları etkenlerin tespit edilmesi ve “def-i mefâsid, celb-i menâfîden evlâdır” (mecelle)  prensibinden hareketle hali hazırdaki mefsedetin izale edilmesi gerekiyor.

“Ben Nesli”

DEVAMI