YAYINLAR

SURİYELİLERİN SOSYAL UYUMUNDA SİVİL TOPLUMUN ROLÜ

SURİYELİLERİN SOSYAL UYUMUNDA SİVİL TOPLUMUN ROLÜ*

Ömer Faruk Kavuncu

21. yüzyılın ilk çeyreğinin henüz yarısına gelmeden Suriye’de başlayan özgürlük ve adalet mücadelesinde, Esed yönetiminin ve bölgede konuşlanmış diğer emperyalist devletlerin halkı hedef almasıyla birlikte Suriye vatandaşları, kendi can güvenliklerini sağlamak amacıyla yurtlarından birer birer ayrılmış ve en yakınındaki ülkelere sığınmak zorunda kalmıştır. Bin yıldan fazla süredir kader ortağı olan komşusunda yaşanan bu trajediye kayıtsız kalmayan Türkiye, Anadolu misafirperverliği refleksiyle din, dil, ırk, mezhep farklılıklarını gözetmeksizin kapılarını Suriye halkına ardına kadar açmış ve zalim Esed yönetiminden, terörden ve emperyalist devletlerin bombardımanlarından ülkemize sığınan insanlara kol kanat germiştir. Sürecin başlangıçta kısa vadede biteceği düşünülmüş ve bu bağlamda atılan adımlar neticesinde Suriyelilerin temel ihtiyaçları karşılanmış ve bu alanda önemli ölçüde başarı sağlanmıştır. Suriyelilerin sığınma talep ettiği diğer bölge ülkeleri ve Avrupa ülkeleri ile karşılaştırma yapıldığı takdirde Türkiye’nin çeşitli sivil toplum kuruluşları ile birlikte üstlendiği misyonun ve bu alanda yürüttüğü çalışmaların ne kadar büyük bir boyutta olduğu aklıselim sahibi herkes tarafından takdirle karşılanacaktır. Ekonomik anlamda dünyanın sayılı ülkelerinin bile attığı adımlarda ürkek davranması ve inisiyatif almaktan geri durması, yaptığı yardımlarla milli gelirine göre dünyanın en fazla iyilik üreten konumuna gelen ülkemizin bu süreçteki rolünün ne derece önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Gelinen süreçte tahmin edilenden çok daha uzun süren iç savaşın ne zaman sonuçlanacağı hakkında öngörüde bulunmak, iç savaşın süreç içerisinde vekalet savaşlarına dönüşmesi sebebi ile mümkün gözükmemektedir. Bu nedenle ülkemizde yaşayan Suriyelilerin sosyal uyumunun sorunsuz bir şekilde sağlanması açısından eğitimden kültüre, ekonomiden güvenliğe çeşitli alanlarda süreç yeniden değerlendirilmeli ve Suriyeli sığınmacıların yoğun olarak yaşadığı Şanlıurfa, Hatay, Gaziantep ve Kilis gibi bölgelerde, içerden ve dışarıdan, iki ülke insanı arasına kin ve nefret duyguları aşılama hedefiyle yürütülen kaos planlarının önüne geçilecek adımlar atılmalıdır. Nitekim son dönemlerde özellikle sosyal medya üzerinden yaygınlaştırılmaya çalışılan nefret söylemlerinin, ete kemiğe büründüğü takdirde önü alınamayacak problemleri beraberinde getireceği malumumuzdur.

Bu bilinçten hareketle Bilim Eğitim Kültür Araştırmaları Merkezi (BEKAM) tarafından ülkemizde yaşayan Suriyelilerin sosyal uyumunun sağlanabilmesi için yürütülen çalışmaların değerlendirilmesi ve önümüzdeki süreçte ne tür adımlar atılması gerektiğinin tespiti açısından Gaziantep Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Fuat Gökçe’nin danışmanlığında “Suriyelilerin Sosyal Uyumunda Sivil Toplumun Rolü” üst başlıklı, alanında uzman araştırmacıların ve konuya ilgi duyan katılımcıların iştiraki ile bir atölye çalışması düzenlenmiştir. Atölye çerçevesinde “Entegrasyon, Uyum ve Asimilasyon Kavramları”, “Suriyelilerin Sosyal Uyumuna Dair STK’ların Çalışmaları”, “Göçmen Örgütlenmeleri ve Türk Halkının Kabul Süreci” konuları ele alınmış ve çalışmanın genel değerlendirme oturumunda Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Berat Özipek konuk edilmiştir. Program sonunda, alınan kayıtların çözümlenmesinden ve Suriyelilerin sosyal uyumunda sivil toplum, yerel yönetim ve eğitim kurumları temsilcileri ile yapılan mülakatlardan oluşan bir rapor çıkarılmıştır. Konuya ilgi duyan ve bu alanda çalışma yürüten herkesin incelemesi gerektiğine inandığım ve editörlüğünü yürüttüğüm bu rapor doğrultusunda ortaya konulan önerilerin bir kısmı şunlardır:

  • Sahada çalışma yürüten müspet ve yetkin sivil toplum kuruluşları ile devletimizin politika üreten kurullarının ortak çalışma yapabilme kabiliyetini arttıracak bir planlama yapılmalıdır. Sürecin üç sacayağı olan kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve yerel halkın koordinasyonun sağlanması, sosyal uyum ve sosyal kabulün sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesini beraberinde getirecektir.
  • Geçici koruma statüsünde bulunan Suriyelilerin yaşadığı hukuki güçlüklerin tespit edilerek kronikleşmesine engel olunması elzemdir. Sürecin uzaması nedeniyle mevcut hukuki altyapı çeşitli problemleri de beraberinde getirmektedir.
  • Farklı meslek gruplarının ve nitelikli Suriye nüfusunun eğitim, sağlık, sosyal uyum ve ekonomi alanlarındaki çalışmalarda değerlendirilebilecek yasal alt yapı güçlendirilmesi için analizler yapılmalı ve bu gruplar artı değer olarak görülmelidir.
  • Türkiye’de her geçen gün seküler bir kimliğe bürünen Suriyeli genç nüfusun milli ve manevi değerlerini diri tutacak bir takım projelerin devlet ve sivil toplum işbirliği ile planlanması sağlanmalıdır. Özellikle sığınmacılar konusunda faaliyetler yürüten sivil toplum kuruluşları ile Gençlik ve Spor Bakanlığı mütabakatı çerçevesinden yürütülecek sportif ve sanatsal faaliyetler, bu gençlerin zararlı alışkanlıklardan uzak kalmasını sağlayacak ve milli-manevî değerlere sahip gençler yetiştirilmesi noktasında önemli bir rol üstlenecektir.
  • Suriyelilerin, iç savaşın beraberinde getirdiği travma nedeniyle yarım kalan eğitim hayatlarını sürdürmeleri teşvik edilmeli ve bu alanda gerek devlet olarak gerekse sivil toplum kuruluşları olarak projeler ortaya konulmalıdır.
  • Suriyeli bağımlı nüfusun en aza indirilmesi adına ekonomik faaliyetler teşvik edilmeli ve bu konuda rehberlik çalışmalar yürütülmelidir.

Raporun tamamına ve matbu haline Bilim Eğitim Kültür Araştırmaları Merkezi’nden ulaşabilirsiniz.

RAPORA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

*(Ömer Faruk Kavuncu tarafından kaleme alınan bu yazı İşrak Gazetesi'nin 01 Eylül 2019 tarihli sayısında yayınlanmıştır.)